Category: Nöro-Dünya

Somon Balığı ve Beyin Görüntüleme İkilemi

Yakın zamanda nörobilim dünyasını sarsan araştırmalardan biri Doktor Craig Bennett tarafından gerçekleştirildi. Bu sansasyonel çalışmada Dr. Bennett, bir Atlantik somon balığını marketten alıp, Dartmouth Üniversitesi’ ndeki laboratuvarına götürdü ve birkaç deney için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) cihazına yerleştirdi. Bu araştırmanın amacı yeni birkaç metodu test etmekti. Ölü somon balığı görüntüleme cihazındayken, insanları farklı sosyal ortamlarda gösteren çeşitli fotoğraflar göstererek beyin aktivitesini incelemek istediler. İnsan deneklerinde olduğu gibi, somon balığına da ‘fotoğraftaki kişinin ne tür duygular içinde olabileceği’ soruldu. Tabii ki tüm bunlar yapılırken somon balığı ölü haldeydi.

Bu çalışmayı ilginç ve bir o kadar da tartışmalı yapan unsur da yaptıkları bu deney setinde somon balığının beyninden aldıkları sonuçlardı. Somonun araştırma grubuna bir sürprizi vardı. Voksel datayı inceledikleri zaman, somonun beyninde, sanki balık gördüğü resimler üzerine düşünüyormuşçasına, aktiviteye dair ipuçlarına rastladılar. Bennett bu çalışmanın sonuçlarını şöyle yorumladı: “Tamamı ile şans eseri olarak balığın beyninde önemli voksellerden aktivite gözlemdedik ve eğer absürd bir bilim adamı olsaydım, bu sonuçları ‘ölü bir somon balığı insanların duygularını proses edebilir’ diye yorumlardım”.

Bu sonuçlar her ne kadar çılgınlık gibi gözükse de, çok önemli bir konuyu vurguluyor. Çalışmanın ardından Dr. Bennett ve Kaliforniya Üniversitesi, Santa Barbara Profesörü George Wolford bunu yanlış pozitiflerin sebep olabileceği yanlış sonuçlar ve bunlara karşı önlem alınması adı altında bir makaleyle yayımladı.

Beyin görüntüleme yöntemleri gittikçe daha da hızlı bir şekilde ilerliyor fakat buna rağmen bu tür yöntemlerden alınan sonuçları en doğru şekilde analiz edebilecek istatiksel yöntemler benzeri bir ivme kazanamadı. Bu sebeple, ölü bir balığın beyninde aktivasyona kadar gidebilecek yanlış pozitifler beyin alanındaki gelişmeleri kötü yönde etkilemektedir.

Her ne kadar kulağa oldukça gülünç de gelse, bu araştırma yaygın olarak kullanılan fonksiyonel manyetik rezonans yönteminde sıkça karşılanan bir sorunu konu edinmiştir ve bilim insanlarının bu konuda dikkatli olması gerektiğini vurgulamıştır. Böylece beyni ve nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için elimizde olan datayı daha verimli ve hatasız bir şekilde kullanabilmemizin matematiksel yöntemlere daha çok önem vermekten geçtiğinin altı bir kez daha çizilmiştir .

Görsel: Craig Bennett posterinden.

Yazar: Kübra Kömek

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Yapay Zekaya Bir Adım Daha

 

Exeter Üniversitesi bilim adamları son çalışmaları ile “beyin benzeri (brain-like)” bilgisayarların gelişiminde büyük bir adım attı.

Advanced Materials dergisinde yayımlanan habere göre araştırma, faz değiştiren materyallerin kullanımı ile, eş zamanlı bilgi işleme ve depolama üzerine yapılan ilk demonstrasyonu içeriyor. Bu yeni teknik, daha hızlı çalışan ve yüksek enerji tasarruflu bilgisayarların geliştirilmesinin ve onları biyolojik sistemlere daha yakın niteliklerle donatmanın önünü açan bir devrim olabilir.

Bilgisayarlar veriyi sürekli taşımanın sebep olduğu hız ve enerji darboğazı ile karşı karşıya. Bunun nedeni bellek ve işlemenin ayrı ayrı faaliyet gösteriyor olması. Bu durum biyolojide olan ile tamamen zıddiyet gösteriyor. Zira beyinde bellek ve işleme arasında gerçek bir ayrım söz konusu değil. Bu iki fonksiyonu bir arada yürütmeyi amaçlayan Exeter Üniversitesi bilim adamları bir tür yarı iletken sistem olan faz değiştiren materyaller kullandılar.

Grubun çalışmaları faz değiştiren materyallerin bilgi işleme ve depolama işlemlerini eş zamanlı olarak yapabildiğini net olarak gösteriyor. Çalışma aynı zamanda toplama, çıkarma, çarpma, bölme gibi genel amaçlı matematiksel işlemlerin eş zamanlı yapılabildiğini deneysel olarak ortaya çıkardı. Daha çarpıcı olan, bu yeni sistemin yapay nöron ve sinaps üretiminde kullanılabileceği düşüncesi. Bu, faz değiştiren materyallerin, öğrenme ve bilgi işleme fonksiyonlarını beyinlerimize benzer şekilde yerine getiren yapay sistemlerin üretiminde kullanılabileceği anlamına geliyor.

Bu araştırma tek faz değiştiren hücre performansı üzerine yoğunlaştı. Araştırma grubunun bundan sonraki çalışmaları basit nesneleri ve paternleri tanıyabilen, birbirleri ile iletişim halindeki hücrelerden oluşan sistemler inşa etmek.

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Ketamin ve Hızlı Antidepresan Etki

Dirençli depresyon hastalarında ketaminin hızlı antidepresan etkisini araştıran UT Southwestern Tıp Merkezi araştırmacıları yeni veriler elde etti.

Veteriner ve beşeri tıp alanlarında genel anestezik etkisinden faydalanılan ketamin, düşük dozlarda ortaya çıkardığı güçlü antidepresan etkisi nedeniyle de yüksek riskli hastalar üzerinde, acil servislerde kullanım alanına sahip. İşte araştırmalar da ketaminin bu antidepresan etkisinden faydalanmayı hedefliyor.

Tipik antidepresan ilaçların, kullanıma başlanmasını takiben, etki göstermeleri için haftalar gerekebilmekte. Genel olarak, 12 hafta içinde klinik yanıtın alınamadığı durumlarda, hekimler farklı bir antidepresan reçete etmeye yönelmekteler. Yine veteriner hekimlikte bu süre 2-3 hafta arasında değişiyor.

Ketaminin antidepresan etkisinin araştırılması belki de gelecek nesil antidepresanların nitelikleri hakkında bize farklı yollar çizecek. Bu araştırma kolu, klinik nörobilim alanında çalışan araştırmacılar ve genç nörobilimcilere yeni bir odak noktası sağlayabilir diye düşünüyorum.
Ketamin

Ketamin kiral yapılı bir bileşiktir. Çoğu farmasötik preparatı rasemik olmakla beraber, bazı markalarda enantiomerik oranlarda farklılıklar olduğu düşünülmektedir.


Şekil: Ketamin sentezi.

Ketamin Etki Mekanizması

Ketamin farmakolojik olarak bir NMDA reseptör antagonistidir. Yüksek anestezik dozlarda ketaminin opioid μ-reseptörleri ve sigma reseptörleri ile de bağlandığı bilinmektedir. Aynı zamanda ketamin muskarinik reseptörler, inen monoaminerjik ağrı yolları ve voltaj-kapılı kalsiyum kanalları ile de etkileşim halindedir.

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
 

Please log in to vote

You need to log in to vote. If you already had an account, you may log in here

Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.