Archive for: Nisan 2012

Epilepsi Tedavisinde Neredeyiz?

“Epilepsi konusunda gerek deneysel gerekse hastalarla çok sayıda
 araştırma yapılmakta ve bilgilerimiz günden güne hızla artmaktadır.”

Birçok psikiyatrik bozukluğun da birlikte görülebildiği epilepsi nöropsikiyatri açısından önemli hastalıklardan biri. Epilepsi eski çağlardan beri bilinen, iyi tanımlanmış bir hastalık. Birçok türü bulunan epilepsinin çok farklı nedenleri olabiliyor. Son yıllarda epilepsi tedavisine yönelik gerek medikal gerekse cerrahi alanda birçok gelişme elde ediliyor. Yeni yöntemlerle hastalığın kontrol altına alınması biraz daha kolaylaşıyor. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji AD öğretim üyesi Prof. Dr. Çiğdem Özkara “Epilepsi nöbetlerini her durumda tamamen ortadan kaldırabilmek ve tam anlamıyla şifa başarısına ulaşabilmek hastalarımız için gelecek umutlarımızı oluşturmaktadır.”diyor.

Epilepsinin türleri nelerdir? Yaş, cinsiyet gibi özellikler epilepsi görülme olasılığını etkiler mi?
Nöbet, bir grup nöronun aşırı deşarjı sonucu ortaya çıkan, gelip geçici davranışsal, motor, otonom, duysal, psişik değişikliklerle seyreden ataklardır. Nöbetler akut semptomatik olarak sistemik bir hasarlanma veya belirlenmiş bir beyin hasarıyla yakın ilişkili olarak ortaya çıkabilir veya belirgin presipite edici bir faktör bulunmaksızın ya da daha önce oluşmuş statik bir hasarın sonrasında gelişen provoke olmamış şekilde gelişebilir. Akut semptomatik nöbetlerin insidansı 29-39/100.000 kişi – yıl olup erkeklerle çok genç ve yaşlı popülâsyonda daha sıktır. Travmatik beyin hasarı, serebrovasküler hastalıklar ve metabolik olaylar en sık nedenleridir.

Provoke olmamış nöbetler de tek veya kronik tekrarlayıcı olabilir. Epilepsiler ise bu şekilde nöbetlerin kronik olarak ortaya çıktığı çeşitli sosyal, psikolojik, kognitif bozuklukların da eşlik edebildiği durumlardır. Epilepsi tanısının konulabilmesi için kişi en az bir nöbet geçirmiş olmalıdır.

Nöbet ve/veya epilepsilerin çok çeşitli nedenleri olabilir. Kortekste hasarlamaya yol açan her durum nöbetin ortaya çıkışını sağlayabilir. Yukarıda sözü edilen nedenlerin haricinde, santral sinir sistemi infeksiyonları, beyindeki yer kaplayıcı lezyonlar, entoksikasyonlar ve daha az orandaysa genetik faktörler etyolojik nedenler arasında sayılmalıdır.

Epilepsi en çok hangi hastalıklarla karışıyor? Ayırıcı tanıda nelere bakılıyor?
Ayırıcı tanıda diğer paroksismal ataklarla seyreden hastalıkları düşünmek gereklidir. Bunlar epileptik olmayan psikojenik nöbetler, senkop, geçici iskemik ataklar, hareket bozuklukları, migren, parasomniler olarak sayılabilir. Tanı için öncelikle iyi bir anamnez gereklidir. Nöbetle ilgili tercihen hastanın kendisi ve nöbeti gören kişilerden alınan ayrıntılı bilgi sonrası, EEG ve altta yatan yapısal bir lezyon şüphesi varsa MR görüntüleme yoluna başvurulması uygun olacaktır.

*

Hastalıkta elde edilen yeni kazanımlar, tedavi yöntemleri nelerdir?
Epilepsi ilk çağlardan beri bilinen bir hastalık olup, tarih boyunca tedavisinde çok çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Ancak gerek deneysel çalışmalardan elde edilen bilgiler, gerek görüntülemenin gelişmesiyle altta yatan lezyonların daha iyi tanınması ve cerrahi adayların daha iyi incelenmesi hasta bakımının da kalitesini artırmıştır. Öte yandan kullanılan antiepileptik ilaçların çeşitliliği artmakta, farklı etki mekanizmalarına göre etki eden ilaçlar oluşturulmakta, böylelikle hedef noktaların da sayısı artırılmaktadır. Bu şekilde hastaların kendi geçmişlerine göre özelleştirilmiş tedavi stratejileri uygulamak da kolaylaşmaktadır. Ayrıca dünyanın çeşitli ülkelerinde halk arasında kullanılan bitkilerin daha ayrıntılı araştırılması da bir proje dahilinde sürdürülmektedir. Davranışsal tedavi, ketojenik diyet, modifiye Atkins diyeti gibi yöntemler de sınırlı bir hasta grubunda kullanılmaktadır.

Yakın gelecekte epilepsi tedavisinde ne gibi gelişmeler bekleniyor?
Derin beyin stimulasyonu dirençli hastaların epilepsi tedavisinde kullanılmak üzere 2010 yılında FDA tarafından onay almıştır. Bu tedavide anterior talamik nukleusun bilateral stimulasyonu yapılmakta olup, SANTE çalışması ile ABD’de 110 hasta üzerinde uygulanmıştır. Dolayısıyla gelecekte cerrahi açıdan daha az agressiv ve geri dönülebilir özellikte olması nedeniyle umut vaat edici görülmektedir. Bir başka gelişme ise önceden belirlenmiş epileptojenik alana bir cihaz yerleştirip, nöbet aktivitelerine karşılık olarak elektrik uyaranı verilerek nöbetin önlenmesi çalışmalarıdır. Hatta gelecekte bu yöntemle, nöbeti başlamadan öngörerek engellenmesini sağlamak mümkün olabilecektir. Ayrıca vücuttaki bir rezervuardan direkt olarak beyin içine antiepileptik ilaç yollanması da geleceğe yönelik girişimlerden biridir. Bu şekilde ilaçların sistemik yan etkileri ortadan kaldırılacak, hedef bölgeye daha kolay ulaşması sağlanabilecektir. Bu yeni yöntem de henüz deneme aşamasındadır.

… *

 

Bu söyleşi Farmaskop dergisi 75. sayısında yayımlanmıştır. Söyleşinin tamamını derginin Şubat-Mart 2012 sayısında bulabilirsiniz.

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Bilinçli İD

İstanbul Nöropsikanaliz Çalışma Grubu, Doku Bireysel ve Kurumsal Danışmanlık Merkezi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nın ortak organizasyonu olan bu nöropsikanaliz panelinde, Uluslararası Nöropsikanaliz-NPSA Derneği Başkanı Mark Solms, dernek yönetim kurulu üyeleri Jaak Panksepp ve Brain Johnson nöropsikanalize merak duyan profesyonellerle buluşuyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te 12 Haziran 2012’de gerçekleştirilecek panelin programı şöyle:

“BİLİNÇLİ İD”: Mark Solms konuşmasında, psikanalitik kuramda kutupları değiştirecek yeni bir tezle çığır açıyor. Solms, zihnin ilkel parçası İD’in aslında bilinçli, gerçeklik odaklı EGO’nun ise bilinçsiz olduğunu savunuyor. EGO’nun bilinçliliğini duyusal algılardan ziyade, endojen İD’den aldığını iddia eden Solms, savını afektif sinirbilime dayandırıyor. New York Psikanaliz Enstitüsü’ndeki “Bilinçli İD” konuşmasıyla henüz Kasım ayında zihinleri tersine çeviren Solms, tezini ABD dışında ilk kez İstanbul’da sunuyor olacak.

“AFEKTİF SİNİRBİLİMDE ZİHNİN VE İD’İN DUYGUSAL TEMELLERİ”: Jaak Panksepp, yaşamını adadığı afektif sinirbilim bulgularıyla, arkaik beyine dikkat çekip hepimizi “duyguya” davet ediyor. Panksepp, memelilerin beynindeki -İD’le ilintili- temel duygusal süreçleri ve bu süreçlerin insan zihnini anlamamızdaki rolünü izah edecek. Psişik acı ve hazzın nörolojik köklerini tartışarak, depresyonu daha iyi anlamamızı sağlayacak ve geliştirilebilecek yeni terapötik yöntemlere değinecek. Afektif sinirbilimin babası Panksepp, arkaik beyine ışık tutan teorisini anlatmak için Türkiye’ye ilk kez geliyor olacak.

“BAĞIMLILIKLARDA İD’İN NÖROPSİKANALİZİ”: Brain Johnson, nöropsikanalitik olarak bağımlılıklarda İD’i irdeleyeceği konuşmasında, son yıllarda sinirbilimin klinik uygulamalara getirdiği değişikliklerin altını çizecek. Kokain bağımlısı bir danışanın psikanalizindeki ilk 60 saatin sistemik değerlendirmesini paylaşacak olan Johnson, değerlendirmeleri dört kategoriye ayıracak: sinirbilimsel, psikanalitik, farmakoterapötik, ve danışanın “Adsız Alkolikler” sosyal iyileşme hareketine dair çağrışımlarının ilişkisinin netleştirilmesi. Her bir müdahalenin ne içerdiğini ve tedaviyi ne şekilde ileriye taşıdığını irdeleyen Johnson, nöropsikanalitik olarak kavramsallaştırılan tedaviyi, sinirbilimi çalışmaya dahil etmeyen psikanalitik metapsikoloji ile kıyaslayacak.

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

28. Ulusal Klinik Nörofizyoloji, EEG – EMG Kongresi

25-29 Nisan 2012 tarihlerinde Antalya, Rixos Premium Belek’te gerçekleşecek olan 28. Ulusal Klinik Nörofizyoloji, EEG – EMG Kongresi’nde ele alınacak konular:

• Temel EMG kursu
• Temel EEG kursu
• Uyarılmış potansiyeller kursları
• Botoks kursu
• Ön boynuz hastalıkları
• Pleksopati ve radikülopatiler
• Periferik immun ve non-immun nöropatiler
• Edinsel ve konjenital miyopatiler
• Motor son plak ve kanal hastalıkları
• Epileptik sendromlar ve elektrofizyolojisi
• İleri EEG yöntemleri ve kullanım alanları
• EEG video monitorizasyon
• Uyku hastalıkları ve elektrofizyolojisi
• Semptomdan teşhise elektrofizyolojinin yeri
• Santral sinir sistemi hastalıklarında elektrofizyoloji

Bilimsel programa ve kongre detaylarına norofizyoloji2012.org adresinden ulaşabilirsiniz.

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
 

Please log in to vote

You need to log in to vote. If you already had an account, you may log in here

Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.