Archive for: Ağustos 2011

Vücut Sahipliği ve Plastik El İllüzyonu

Hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda, vücut –sahiplik duygusunun bozuklukları ile sağ hemisferik beyin hasarı arasında ilişkiler bulunmuştur. Sağ hemisferin vücut-sahiplik duygusundaki baskın rolünü sağlıklı insanlarda test etmenin bir yolu “rubber hand illusion (plastik el illüzyonu)”. Bu illüzyonda katılımcının gerçek eli onun görmesini engelleyecek bir paravanın arkasında uyarılıyor (okşamak gibi). Aynı zamanda katılımcının gördüğü alana sol elinin görüntüsünü veren bir protez el konularak uyarım işlemi eş zamanlı olarak protez ele de uygulanıyor. Bir müddet sonra katılımcı protez el üzerine yapılan manipülasyonları kendi elinde hissettiğini söylüyor.

Vücut-sahiplik duygusu üzerinde sağ hemisferik baskınlığı araştırmak için Ruhr Üniversitesi’ nde şöyle bir yöntem uygulandı:

43 nörolojik yönden sağlıklı gönüllü çalışma için alınıp sağ elini baskın olarak kullananlar ve solaklar olarak iki gruba ayrıldı.
Çalışmada her gönüllü biri illüzyon, diğeri kontrol sağ ve sol eller olmak üzere dört farklı plastik el illüzyonuna tabi tutuldu.

Gönüllülerin oturdukları masaya bir tarafı görmelerini engelleyen düzenekler yerleştirildi. Ten rengi, şekil ve boyut itibariyle realistik birer protez el gönüllünün görüş alanının dışında bırakılan eli yerine yerleştirildi.

3 dakika boyunca gizlenen el ve protez el bir fırça yardımı ile eşzamanlı olarak uyarıldı. 3 dakikanın sonunda o ana kadar katılımcının görmediği bir enjektör çıkarılarak hızlıca plastik ele yaklaştırıldı.

Ardından Botvinick ve Cohen (1998)’ in anketinden adapte edilmiş dokuz soru gönüllülere yöneltildi. Sorular şunlardı:

1. Fırçayı kendi elimin, plastik elde dokunduğunu gördüğüm yerlerinde hissettim.
2. Hissettiğim sanki plastik ele temas eden fırçanın yarattığı bir dokunuştu.
3. Plastik eli sanki kendi elimmiş gibi hissettim.
4. Kendi elimi sanki kauçuk ele doğru sürükleniyor gibi hissettim.
5. Sanki birden çok sağ/sol elim varmış gibi hissettim.
6. Dokunma hissinin sanki kendi elim ile protez el arasındaki bir yerlerden geldiğini hissettim.
7. Kendi elimin sanki plastikleştiğini hissettim.
8. Plastik elin, kendi elime doğru görsel olarak sürüklendiğini hissettim.
9. Protez el şekil, renk tonu ve doku itibariyle sanki kendi elimi andırmaya başladı.

Katılımcılardan cümleleri “kuvvetle katılmıyorum” (-3) ile “kuvvetle katılıyorum” (+3) arasında değerlendirmeleri istendi.

Değerlendirmeler sonrasında her iki ele de aynı uygulamalar yapılmasına rağmen gerek sağ el baskın, gerekse sol el baskın katılımcıların sol elleri söz konusu olduğunda illüzyonu daha güçlü yaşadıkları görüldü. Bu bulgu önceki çalışmalarda olduğu gibi, tüm sağlıklı bireylerde, sağ serebral hemisferin vücut sahiplik duygusu üzerinde baskın rolü olduğunu ortaya koydu.

Vücut Sahipliği (Body Ownership)

Vücut sahipliği, vücudunuzun size ait olduğunu hissetme durumunu karşılayan bir terim. Bu noktada tüm duysal sinyallerin kendi vücudunuzda hissedildiği algıdan bahsedilmekte. “Body ownership” kavramı aslında din, felsefe ve psikolojinin temel sorularından birini oluşturuyor. Nörobilimsel olarak bakıldığında vücudumuza sahip olduğumuzu sağ hemisferimizin baskın rolü sayesinde hissediyoruz. Oxford Üniversitesi bilim adamları vücut sahiplik duygusunun yansımasını gözlemlemek için “rubber hand” illüzyonu yöntemini geliştirdiler. Sağlıklı bireylerde bu illüzyonu yaşamak yüksek oranda mümkünken felç, şizofreni, otizm ya da yemek bozuklukları gibi durumlarda vücut sahiplik duygusunda değişmeler olduğu biliniyor.

Kaynaklar:

1. Ocklenburg, S., Rüther, N., Peterburs, J., Pinnow, M., Güntürkün, O., ‘Laterality in the rubber hand illusion’, Laterality: Asymmetries of Body, Brain and Cognition, 2011, 16: 2, 174-187.

2. Sleight Of Hand And Sense Of Self: Illusion Isn’t Always Just In The Mind, ScienceDaily (Sep. 2, 2008).

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Psikanaliz ve Sinirbilim


 
Modern dünya makineyi icat etti ve yaşamı doğa üzerinden yaşamak yerine sistemli ve makineyle entegre olmuş bir yaşam formunu benimsedi. Bunun sonuçları her şeye olduğu gibi insanın kendilik algısına da yansıdı ve modern toplumda insan kendi varlığına madde ve ruh olarak iki farklı perspektiften bakar oldu. Bu ikiye ayrılaşma bilimlerinde doğa ve beşeri bilimler gibi bir ayrımına sebebiyet vermiştir.

Bilimler kendi özellerinde ilerlemelerini sağlar, kendi teorileriyle açıklamalar yapmaya çalışırken; gelişen ve büyüyen bilgi birikiminin karşındaki birikimi değersiz görme gibi narsist tutumlara da sebebiyet verdiği bir yüzyılın sonunda, post-modern dünya insanı bir tüm, bütün olarak kabul görme gerçeğini yadsımaktan vazgeçip ruh ve bedeni tekrardan birbiriyle barıştırmasının ardından bilimsel tümleşmenin de gerçekleşmesi, farklı perspektiflerin zıt kutuplar yaratmak yerine kombine yaklaşımlar yaratmaya çalıştığı bir bilimsel serüvenin içerisindeyiz bugünlerde.

“Bölünmüş Bilim” diyebileceğimiz bu evrenin sonunda, yavaş yavaş köprü görevi gören disiplinler yükselişe geçmiştir. Nöropsikiyatri ya da biyolojik psikoloji ve diğerleri. Tüm bu isimsel kalabalıklaşma, bilgi bankasının bütünleşme çabası, parçaların birbiriyle kenetlenme ihtiyacıdır. Parçalanan her olgunun sonradan bütünleşmesi ve bütün her olgunun daha da büyümek için sonradan parçalanması, evrensel prensiplerin en büyüleyici yanı olsa gerek…

Bilindiği gibi, beynin gelişimi ve işlevselliği, insanın gelişimine ve çevresine sıkı sıkıya bağlı. Son yıllarda, Freud’un da yolun başında arzu ettiği gibi, psikolojik modeller, bilimsel temellere oturtulmaya başlanmış; nöronal iletiye, bilişsel sinirbilime, nöral şebekelerle zihnin işleyişine dair modeller geliştirilmiştir. Nöroplastisite kavramı ile ilgili gelişmeler, semantik ve deklaratif bellek sistemleri, ruhsal hastalıkların biyolojik kökenleri ile ilgili çalışmalar, kaçınılmaz olarak psikanalitik kavramları da etkilemiştir. Zihnin işleyişine dair en tutarlı modeli geliştirmiş olan Freud’un ortaya attığı, bilinçdışı, bastırma, id, libido gibi kavramlara yönelik sinirbilimsel açıklamalar gündeme gelmiştir. Heyecan verici bu yeni çalışmalar, Freud’un psikanalizle başlattığı arayışın süreceğini göstermekte ve zihnin gerçekte nasıl çalıştığını anlayabilmek ve hastalara daha çok yardımcı olabilmek konusunda iyimser olmamıza olanak vermektedir.

Psikoloji bilimini derinden etkilemiş Freud’un teorisi ve onu takip etmiş psikodinamik teorilerle, sinirbiliminin Kraepelin’den beri biriktirdiği verileri birleştirebilmek günümüzün en önemli bilmsel düşlerinden biri. Bir diğer deyişle, ruh ve beden arasında bir barış sağlamak ve “ikilik” yerine “bütünlük” temasına odaklanmak. Bu belki de “Bölünmüş Bilim” adına bir terapi gibi işleyecek ve “Bütün Bilim” evresine geçişi sağlayabilecek bir çalışma sahası. Son olarak söylenecek şey, artık yakın bir gelecekte sanki farklı iki dili konuşuyor gözüken Psikanaliz ve Sinirbilimin birbiriyle tercümelerle değil ‘ortak bir dil’ de konuşabiliyor olduklarını göreceğimize hayalden çok daha yakın olduğumuzdur.

 

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Serebral Hemisferik Asimetri

Kısa bir süredir Ruhr Üniversitesi, Kognitif Nörobilim Enstitüsü, Biyopsikoloji laboratuarlarında yürütülmekte olan çalışmaları izlemek ve katılmak için Bochum’ dayım. Geniş araştırma imkanları ve departmanın beyni Ordinaryüs Profesör Onur Güntürkün’ ün kapı açtığı araştırmalar beynimizin bilinmeyenlerini hızla aydınlatıyor.

RUB, Biyopsikoloji’ de çalışmaların yoğunlaştığı tür güvercinler. Çünkü güvercinlerin vizüel sistemleri serebral asimetriyi nöral ve ontojenik olarak tanımlama yolunda mükemmel birer model oluşturmakta.

Kuluçkadan çıkmadan önce, görsel uyaranın lateralize olarak alımı bu kritik zaman aralığında tektofugal yolağın asimetrik yapı kazanmasına sebep olmakta. Bu noktada kuşun yumurta içindeki yatış pozisyonu önemli rol oynuyor. Embriyonun ışığı nöral organizasyonun kritik döneminde sadece tek gözden alması beyindeki vizüel asimetrinin gelişimini beraberinde getiriyor. Bu vizüel asimetri durumu, kompleks öğrenme, diskriminasyon gibi işlevlerde sol hemisferin baskınlığı ile kendini göstermekte.

Vizüel bilgi güvercinlerde iki önemli yolak kullanıyor: tektofugal ve talamofugal yolaklar. Talamofugal yolak memelilerdeki genikulostriatal sisteme karşılık olarak alınacak yapı. Tektofugal yol ise yine memelilerdeli ekstragenikülokortikal yolağa karşılık geliyor. Tavuklar ile karşılaştırıldığında güvercinlerde tektofugal hücre volümü ve projeksiyon özelliği önemli ölçüde yüksek. Yine sol optik tektumda GABAerjik nöronların büyük kısmı daha geniş hücre gövdelerine sahip.
Sol roduntusun her iki gözden de gelen veriyi entegre etme eğilimi de sağ roduntustan daha fazla. Bunun önemli bir göstergesi sol roduntus lezyonlarında ipsilateral ve kontralateral görsel duyarlılıkta belirgin bir azalma gözlenirken sağ roduntus hasarının performansta belirgin farklılıklar yaratmıyor olması.

Şu an RUB Biyopsikoloji laboratuarlarında yapılan çalışmaların dahil olduğum kısmı işte bu görsel asimetrinin kaynağını aydınlatmak üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bu hemisferik inhibisyonun, yarı küreler arası “crosstalk” ile ilişkisinin açıklığa kavuşturulması beynin fizyolojisini çözmeye giden yolda büyük bir adım. Kendi ilgi alanım olan cinsiyet farklılıklarının nöral organizasyona etkisi ile hemisferler arası etkileşimin mekanizmalarını birleştirmeye başladığımda nörobilimin gelecekte bize büyük sürprizler borçlu olduğunu görür gibi oluyorum.

 

Referans:

Manns M, Güntürkün O (2009) Dual coding of visual asymmetries in the pigeon brain:the interaction of bottom-up and top-down systems. Experimental Brain Research [Epub ahead of print].

 

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
 

Please log in to vote

You need to log in to vote. If you already had an account, you may log in here

Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.