Archive for: Temmuz 2011

Somon Balığı ve Beyin Görüntüleme İkilemi

Yakın zamanda nörobilim dünyasını sarsan araştırmalardan biri Doktor Craig Bennett tarafından gerçekleştirildi. Bu sansasyonel çalışmada Dr. Bennett, bir Atlantik somon balığını marketten alıp, Dartmouth Üniversitesi’ ndeki laboratuvarına götürdü ve birkaç deney için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) cihazına yerleştirdi. Bu araştırmanın amacı yeni birkaç metodu test etmekti. Ölü somon balığı görüntüleme cihazındayken, insanları farklı sosyal ortamlarda gösteren çeşitli fotoğraflar göstererek beyin aktivitesini incelemek istediler. İnsan deneklerinde olduğu gibi, somon balığına da ‘fotoğraftaki kişinin ne tür duygular içinde olabileceği’ soruldu. Tabii ki tüm bunlar yapılırken somon balığı ölü haldeydi.

Bu çalışmayı ilginç ve bir o kadar da tartışmalı yapan unsur da yaptıkları bu deney setinde somon balığının beyninden aldıkları sonuçlardı. Somonun araştırma grubuna bir sürprizi vardı. Voksel datayı inceledikleri zaman, somonun beyninde, sanki balık gördüğü resimler üzerine düşünüyormuşçasına, aktiviteye dair ipuçlarına rastladılar. Bennett bu çalışmanın sonuçlarını şöyle yorumladı: “Tamamı ile şans eseri olarak balığın beyninde önemli voksellerden aktivite gözlemdedik ve eğer absürd bir bilim adamı olsaydım, bu sonuçları ‘ölü bir somon balığı insanların duygularını proses edebilir’ diye yorumlardım”.

Bu sonuçlar her ne kadar çılgınlık gibi gözükse de, çok önemli bir konuyu vurguluyor. Çalışmanın ardından Dr. Bennett ve Kaliforniya Üniversitesi, Santa Barbara Profesörü George Wolford bunu yanlış pozitiflerin sebep olabileceği yanlış sonuçlar ve bunlara karşı önlem alınması adı altında bir makaleyle yayımladı.

Beyin görüntüleme yöntemleri gittikçe daha da hızlı bir şekilde ilerliyor fakat buna rağmen bu tür yöntemlerden alınan sonuçları en doğru şekilde analiz edebilecek istatiksel yöntemler benzeri bir ivme kazanamadı. Bu sebeple, ölü bir balığın beyninde aktivasyona kadar gidebilecek yanlış pozitifler beyin alanındaki gelişmeleri kötü yönde etkilemektedir.

Her ne kadar kulağa oldukça gülünç de gelse, bu araştırma yaygın olarak kullanılan fonksiyonel manyetik rezonans yönteminde sıkça karşılanan bir sorunu konu edinmiştir ve bilim insanlarının bu konuda dikkatli olması gerektiğini vurgulamıştır. Böylece beyni ve nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için elimizde olan datayı daha verimli ve hatasız bir şekilde kullanabilmemizin matematiksel yöntemlere daha çok önem vermekten geçtiğinin altı bir kez daha çizilmiştir .

Görsel: Craig Bennett posterinden.

Yazar: Kübra Kömek

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Zebralar Neden Ülser Olmazlar?

Primatlar üzerine yaptığı araştırmalarla dünyaca ün kazanmış bilim adamı Robert Sapolsky’nin ‘Zebralar Neden Ülser Olmazlar?’ adlı kitabının dünya çapındaki okuyucuları her geçen gün hızla artıyor. İnsanlarda diğer primatlara kıyasla ülser ve benzeri mide hastalıklarının stresle olan ilgisi üzerine yıllarca araştırma yapmış Stanford Üniversitesi Profesörü Sapolsky, bu konudaki görüş ve bilgilerini, oldukça eğlenceli bir dille yazdığı bu kitapla okuyucularıyla ilk kez 1994 yılında paylaştı. En son üçüncü basımı 2004 yılında yayımlanan kitaba eklenen bölümlerden bazılarının başlıkları şöyle:

“Stresin uyku ve madde bağımlılığını üzerindeki etkileri”
“Anksiyete ve kişilik bozuklukları alanındaki yeni gelişmeler”
“Tinselliğin stres yönetimindeki etkisi”

Sapolsky’nin de kitabında değindiği gibi çoğumuz geceleri yatağa uzandığımızda, cüzzam ya da sıtmaya tutulup tutulmadığımız konusunda endişelenmeyiz. Bunun yerine, bizim korktuğumuz hastalıklar ve bizi zehirleyen hastalıklar, kalp hastalıkları ve kanser gibi zararın yavaş yavaş birikiminden kaynaklanan hastalıklar. Endişelendiğimiz veya stresli olduğumuz zamanlarda, vücudumuz diğer hayvanlarla aynı tepkiyi veriyor fakat biz strese sebep olan faktörlerle başa çıkmak için, diğer primatlar gibi savaş ya da kaç taktiğini kullanamıyoruz. Bu sebeple stresle diğer primatlara oranla çok daha uzun süre yaşamamız gerekiyor ve bu uzun süreli stres de bizi zamanla hastalığa itiyor.

Bu alandaki en yeni araştırmaların sonuçlarını, mizah ve pratik tavsiyelerle birleştirerek okuyucularına sunduğu bu kitapta Sapolsky, uzun süreli stresin birçok fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara nasıl sebep olduğunu ya da bu durumları nasıl kötüleştirdiğini anlatıyor. Kitapta bahsedilen stres nedenli hastalıklardan bazıları şunlar: depresyon, ülser, kolit, kalp rahatsızlıkları ve kanser. Bu tür bilgilerin yanısıra, stresle nasıl başaçıkabileceğimiz konusunda da pratik çözümlerde bulunuyor ünlü Profesör Sapolsky.

İyi okumalar!

Yazar: Kübra Kömek

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Rejeneratif Tıp ve Sinirbilim Araştırma Grubu

 

Acıbadem Üniversitesi Türkiye’ de nörobilimin uygulama alanı bulduğu bir merkez açmayı planlıyor: Rejeneratif Tıp ve Sinirbilim Araştırma Merkezi.

Bu amaçla bilim insanlarından fikir ve yardım bekleyen ekip nörobilime olan ilgilerini şöyle ifade ediyor:

Hipokrat’ın beynin duyularla ilintili ve aklın merkezi olduğunu söylediği tarihten bu yana sinirbilim, çok geniş araştırma alanına sahip bir disiplin olmuş ve bu disiplinde günümüze kadar kilometre taşı kabul edilecek pek çok gelişme yaşanmıştır. Ancak sinirbilimde halen araştırılmayı bekleyen, heyecan verici konular bulunmaktadır. Aynı şekilde bilimde birçok alanda yeni ufuklar açan rejeneratif tıp; klinik ve temel bilimler, mühendislik gibi farklı disiplinleri kapsayan bir alan olarak, yaşlanma, hastalık veya zedelenmeye bağlı zarar görmüş doku ve organların işlevselliğinin onarılması ya da iyileştirilmesini hedeflemektedir. En yaygın kullanımları; kök hücrelerin üretimi, gen tedavisi, dendritik hücre tedavisi gibi tedavi edici yaklaşımlardır.

Rejeneratif tıp çalışmaları, tüm organları içerir ve sinirbilim çalışmaları ile kesiştiği pek çok alan vardır. Travmatik veya enfeksiyona bağlı beyin ve omurilik zedelenmesi, serebral palsi, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı gibi toplumu önemli ölçüde etkileyen nörolojik hastalıklar bu ortak alana girer. Sinirbilimde ve rejeneratif tıpta ilerleme ancak biyoloji, kimya, genetik, biyomedikal mühendisliği, bilgisayar bilimleri gibi alanların birlikte çalışacağı disiplinler arası bir araştırma merkezi sayesinde olacaktır. Acıbadem Üniversitesi araştırmacıları olarak biz de bu bilinçle, kurmayı planladığımız merkezde ileri teknolojik olanakları kullanarak, tüm bu disiplinleri bir araya getirmeyi ve ortak bir çalışma ortamı sağlamayı amaçlıyoruz.


Acıbadem Üniversitesi’ nin internet sitesinden detaylı bilgiye ulaşabilir kendileri ile iletişim kurabilirsiniz.

https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png https://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
 

Please log in to vote

You need to log in to vote. If you already had an account, you may log in here

Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.