Archive for: Haziran 2011

Eylül Ayı Etkinlik Duyuruları

Eylül ayı nörobilim alanında birçok etkinliği beraberinde getirecek.

Bunlardan öne çıkanları aşağıdaki listede bulabilirsiniz.

 

¨ Psikiyatri Güz Okulu
5 – 9 Eylül 2011 / Bolu

¨ Uluslararası Kan-Beyin Bariyeri Sempozyumu
7 – 9 Eylül 2011 / İstanbul

¨ Ege FTR Günleri: “Afazi ve Rehabilitasyonu”
8 – 11 Eylül 2011 / Eskişehir

¨ 23 .Ulusal Biyofizik Kongresi
13-16 Eylül 2011 /Edirne

¨ IV. Nörolojik Yoğun Bakım Sempozyumu
22 – 25 Eylül 2011 / Kuşadası

¨ Uluslararası İnme Toplantısı
29 Eylül – 2 Ekim 2011 / Antalya

http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Sevişen Beyin

Beyin evrilirken yaşamın devamlılığını korumaya yönelik birçok faktör öne çıktı. Bunlar otonom faaliyetlerin, motor aktivitenin optimum koşullarda var olmasını sağlayan adaptif ayrıntılardı. Peki ya sosyal düzenlemelerin bu sürece faydası oldu mu?

Hayatta kalma savaşı olarak adlandırabileceğimiz doğal seçilim sürecinde beyin şüphesiz patron rolü üstlenmiştir. Zira anatomik ve fizyolojik açıdan yetersizlikleri olan bireyler doğadan elenirken zihinsel faaliyetlerin gelişimi bireylerin seçilim basamaklarını atlamalarına yardımcı olmuştur. Fiziki koşulların zorlayıcılığı karşısında sadece mekanik uyum değil, davranışsal adaptasyon kalıplarının da geliştirilmesi biyolojik seçilimde beyin faaliyeti yüksek olanlara yaşama şansı tanıdı.

Evrimsel sürecin en önemli amacı hayatta kalmak ve türün devamlılığını sağlamak oldu. Hayatta kalmak, gerek anatomik gerek fonksiyonel yeterlilikler ile sağlanırken, türün devamlılığında önemli bir kavram ortaya çıktı: Eş seçimi.

Büyük bir kısmınız eş seçiminin farklı sosyal kriterler ve bireysel algılar üzerinden kendisine yol bulduğunu düşünürsünüz.

Size işin içinde milyonlarca yıldır süregelen evrimsel tarihin ve türün devamlılığı yönünde kodlanmış genetik birikimin olduğunu söylesem?

İşte bu eser neden şu anda başka biriyle değil de, “onunla” evli olduğunuza dair sizin bile bilmediğiniz gerçekleri aydınlatıyor.

Sevişen Beyin – Geoffrey Miller
NTV Yayınları

 

http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Şizofreni ve Dinamik Sistemler

Şizofreni alanında yapılan çalışmalar dünyanın birçok farklı üniversite ve araştırma enstitülerinde hızla ilerliyor. Fakat semptomların kompleks doğası, hastalığın etyolojisinin anlaşılmasını daha da zorlaştırıyor. Bunun yanısıra, bu alanda yapılan klinik ve deneysel çalışmaların maddi ve manevi ağırlığı da bu tür çalışmaların hızını yavaşlatıyor. Bu sorunu çözmeye yönelik yakın zamanda önerilen kompütasyonel teorilerden biri de matematiksel dinamik sistemler hipotezi çerçevesi içerisinde yer almaktadır. Marco Loh, Edmund Rolls ve Gustavo Deco tarafından yapılan çalışma PLoS Computational Biology dergisinde yayımlandı. Bu çalışmada Prof. Loh ve ekibi tepeden-aşağı bir yaklaşim kullanarak, farklı tür semptomları, istatiksel dinamik bir çerçevedeki bir atraktör nöral ağındaki instabilitelere bağladı.

Yapılan simülasyon ve analizler sonucunda ekip, eksitator NMDA aracılığıyla sinaptik olarak aktive edilen elektrik akışının atraktörlerin derinliklerini azalttığını ve bu yüzden de istatiksel olarak değişen nöron aktivitesinden kaynaklanan gürültünün dikkat mekanizmalarındaki stabiliteyi azalttığını ve dikkat eksikliğin sebep olabileceğini gösterdi. Sözkonusu derinlikteki azalma, tüm nöral ağ çapında instabitiye yol açtığı öne sürüldü. Prof. Loh ve ekibine göre böyle bir mekanizma şizofrenideki kognitif semptomları açıklayabileceğini öne sürdü. Araştırma ekibine gore, bu söz konusu mekanizma orbito-frontal kortekste ortaya çıktığı zaman şizofreninin negatif semptomlarına yol açabilir.

Bu çalışmanın en göze çarpan sonuçlarından biri de delüzyon ve halüsinasyon gibi şizofreninin pozitif semptomlarını açıklayabileceği öne sürülen mekanizma. Yine aynı mekanizma içerisinde azalmış NMDA iletisinin yanısıra inhibitör faktörleri de azaltmanın, atraktörler arasındaki stabiliteyi azaltacağı, bunun da atraktörlerin birbirleri arasında daha çabuk ve spontane olarak yer değiştirmelerine sebep olabileceği gösterildi. Böyle mekanizmaların özellikle temporal loblarda pozitif semptomları doğurabileceği öne sürüldü.

Nörobilim alanında birçok farklı kompütasyonel yöntemler kullanılmasına rağmen, bu alandaki teorileri matematiksel teorilerle anlatmak henüz o kadar yaygın değil. Bu sebeple Prof. Loh ve ekibinin dinamik sistemler çerçevesinden bakarak, şizofreni gibi kompleks semptomlardan oluşan bir hastalığı bir teori altında toplama fikri yakın gelecekte farklı teorilerin de öne sürülmesiyle şizofreniyi anlama ve tedavi etme yolunda daha da hız kazandıracaktır.

*

Referans:

Loh M, Rolls ET, Deco G (2007): A dynamical systems hypothesis of schizophrenia. PLoS Comput Biol 3(11): e227.

 

Yazar: Kübra Kömek

http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://norobilim.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
 

Please log in to vote

You need to log in to vote. If you already had an account, you may log in here

Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.